Uğur Yıldırım

Hastanelere yolum çok düştü, hem kendim hem yakınlarım için. Hastalığın, acının, ağrının ne olduğunu biraz bildiğimi sanırdım.

Ama işte acının da dereceleri var.

Yaşarken kaptırıp gidiyoruz, aczimizi de unutuyoruz bazen..

Bel ve sırtta her zaman sorunlar vardı, okumaktan, yazmaktan, bilgisayar karşısında uzun zaman geçirmekten. Ama zaman zaman kilitlenip kalsam da, sıkıntıları gevşeticiyle, dinlenerek, iyi kötü atlatıyordum. Fakat bir sabah uyandığımda hiç kıpırdayamadığımı fark ettim. Bu kez başımı oynatamıyordum. Boynumdaki, dahası sol kolumdaki ağrıyı tarif edemem, bir çay bardağını tutamıyordum. Hayli ameliyat geçirmiş biri olarak hiç böylesini hissetmedim. MR’a ancak iki kişinin yardımıyla uzanabildim. Bir devlet hastanesinin beyin cerrahi servisinde malum süreçten sonra ileri derecede boyun fıtığı teşhisi kondu. Hemen ameliyat olmam gerekiyormuş, yoksa koldaki güç kaybı kalıcı olacakmış. İşin en lezzetsiz tarafı, omurilikte sıkışan sinirin doğurduğu acıyı giderecek bir ağrı kesici de yok. Doktorların yazdığı hap, krem vb ilaçlar, bünyede bir bahar esintisi, mentollü sakız etkisi bile yaratmadı.

Doç. Dr. Turan Uslu’nun hastası  olan tanıdığım, aylar önce bir dost meclisinde yaşadıklarını anlatmıştı. Nasıl iyileştiğini, ameliyata gerek kalmadığını..Çok ısrar etti, “O seni görmeden ameliyat olma” diye.

Ameliyattan önce son çare bir de O’nun kapısını çaldım.

İlk gittiğimde tek isteğim geceleri uyuyabilmekti, kendilerine de söyledim. Bir saat kesintisiz uyumaya razıydım. Çünkü hiç uyuyamıyordum. Acıdan sağlıklı düşünemiyordum, hiçbir iş yapamıyordum. Turan Uslu, “Ameliyat olmanıza gerek yok, tamamen geçecek, iyileşeceksiniz” dedi.

İnanın ağrıların yarı yarıya azalmasına razıydım. “Bu acının yarısıyla yaşarım” diye düşünüyordum.

Ama 12 seansta tamamen iyileştim.

Tanıdığım hemen herkese hastalığı, nasıl iyileştiğimi, tedavi sürecini anlattım.

Ama ne de olsa söz uçuyor.

Turan Uslu’nun hastası olduğunu yazısından öğrendiğim bir hanımefendi, “Başına gelmeyenler bilmez” demiş Yeni Şafak’taki köşesinde.

Hakikaten bilmez.

Okuyunca naçizane iki satır yazmak istedim.

Bu tip yazılarda ne diyeceksiniz, herkes mutludur, iyileşmiştir, kendisini iyileştiren doktora minnettardır.

Kuşkusuz bizim açımızdan da vaziyet bu, Doç. Dr. Turan Uslu’ya yürekten teşekkür..

Ama O’nun ayırt edici bazı özellikleri var.

İlim sahibinin ilmi kadar, mizacının da önemli olduğunu düşünüyorum.

İşini aşkla yapıyor.

Her zaman güler yüzlü ve dingin.

En sıkıntılı zamanlarımızda espriyi elden bırakmadı.

Tabiplere yolu düşenlerin iyi bildiği, şu insanı geren doktor-hasta ilişkisini burada hiç yaşamadım.

Uzun lafın kısası, eksik olmayın Turan Hoca..

Tekrar teşekkürler.

Uğur Yıldırım, Gazeteci, 03 Haziran 2010 Perşembe, İstanbul

Share

admin Yazar