Ağrı, vücudu tehdit eden fizyolojik ve olası tehlikelere neden olan, organizmayı çoğunlukla korumaya yönelik, kişisel tecrübelerden etkilenen, nahoş bir duygu ve çok boyutlu karmaşık bir fenomendir.

Ağrının iletimi:

Ağrı duyusu organizmanın çeşitli dokularında yerleşmiş ve nosiseptör olarak tanımlanan sinir lifleri ve reseptörlerinin uyarılmasıyla başlar. Bu uyaranlar sıcak-soğuk, kimyasal veya mekanik olabilir. Bu algılama bir ileti halinde omuriliğe, beyin sapına ve beynin duyusal alanlarında vardır. Buna karşın ağrının algılanması bu kadar basit değildir. Bu uyarım omurilik arka boynuzunda ve bu yolun çeşitli bölgelerinde (beyin sapında) modüle edilir. Ağrılı uyarıların devam etmesiyle hem uyarının başladığı dokularda hem omurilikte (sensitizasyon) tanımlanan çeşitli değişklikler oluşur ve uyaranın aynı şiddette devamı veya kesilmesiyle omurilikte sensitazyon devam ederek uyaranın beynin duyusal bölgelerine akması sürebilir. Bu duruma “ağrı hafızası” adı da verilebilir.

Ağrı tipleri :

Ağrının genel olarak 3 ayrı tipi tanımlanmaktadır.

1.   Geçici ağrı,

2.   Akut ağrı,

3.   Kronik ağrı.

Kronik ağrı:

Kronik ağrı belirli bir fonksiyona hizmet etmeyen doku iyileşmesi döneminden daha uzun süren, kişinin ızdırap çekmesine yolaçan, genellikle medikal tedaviye cevap vermeyen, altta yatan patolojinin çoğu zaman tespit edilemediği ağrı türüdür ve üç ayı geçen bir süresi vardır.

Ağrının diğer bir sınıflaması nosiseptif, nöropatik ve idiyopatik olarak ayrılmasıdır ve nöropatik ağrı burada kronik ağrı ile eş anlamlıdır. Ağrı akut ağrı veya nosiseptif ağrı olarak başlayıp bazı kişilerde kronikleşebilir. Bu yönü ile ağrı algılamaları kişiseldir ve ağrının süresi etkisi kişisel anlamı herkes için farklıdır.

Kronik ağrının özellikleri:

Patolojinin iyileşmesi için gereken dönemden daha uzun süren ağrı, hastalarda fiziksel uyarı oranlı olamayan ağrı şikayeti anksiyete, depresyon, uykususluk, bilişsel ve fiziksel fonksiyon bozukluğu, hastanın aile ve topluma sosyo ekonomik yönden yüklenmesi ve yaşam kalitesinin bozulması bu tür ağrının özelliklerindendir.

Kronik ağrılı hastalıklarda özellikler:

Hastalarda; inaktivite, fiziksel fonksiyonlar ve günlük yaşam aktivitelerinde azalma, uyku bozukluğu, aşırı yorgunluk ve aile ortamında üzerine düşeni başaramama durumu vardır. Bu hastalarda ağrıya bağlı ölüm ve sakatlık ile ağrının artacağı korkusu vardır. Bu hastalarda anksiyete mevcuttur. Sosyal topluluklara karışamama, kendini emniyette hissetmeme gibi duygular yanında kızgınlık, çabuk sinirlenme, alınganlık, bıkkınlık ve depresyon gelir. Bütün bunlar sonucu dikkati toplama ve bir konuya odaklanma bozulur, hafıza performansı azalır ve hasta yalnız kendisine, gövdesine ve ağrıya odaklanır. Bu hastaların %80’inde depresyon mevcuttur ve etkisiz ağrı kontrolü sonucu depresyon gelişebileceği gibi, depresyonla gelişen fiziksel sosyal mesleki disfonksiyon hem kronik ağrının hem depresyonun etkisini artırır. Yaşlılarda kronik ağrı daha sıktır ve daha kısa sürede mental, fiziksel sosyal bulgulara yol açar; yaşlılarda depresyon uykusuzluk ve izolasyon daha sık ve erkendir.

Kronik ağrıda hasta-hekim ilişkileri:

Bu hastalar genellikle tatmin olmazlar, devamlı isteklerde bulunurlar, zorlayıcıdırlar, devamlı olarak ağrılarını anlatırlar. Sık sık ilaç ve hekim değiştirirler. Hekimler bu hastaların güvenini kazanmalı ve hastanın yönlendirmelerinden uzak durmaya çalışmalıdır.

Hekimlerin görevleri:

Önce çok iyi bir değerlendirme, fiziksel muayene ile altta yatan patolojinin olup olmadığının tespiti yapılmalı ve hastanın güveni kazanılmalıdır. Hekim psikiyatriden anlamalı ve hastanın geçmişini önceden geçirdiği fiziksel ve psikolojik travmaları ve güncel ağrının özelliklerini iyice araştırmalıdır.

Kronik ağrı tedavisinde amaçlar:

Ağrıdan doğan huzursuzluk ve inaktivite durumunun azaltılması, psikolojik durumun düzeltilmesi ve sosyo ekonomik yükün azaltılması ana amaçlardır.

Kronik ağrıda tedavi:

Tedavi medikal ve non-medikal olarak iki ana başlığa ayrılabilir. Non-medikal tedavi egzersizler, eğitim, detoksifikasyon, aile danışmanlığı ve bilimsel-davranışsal tedavi yöntemlerini kapsar. Medikal tedavi ise non-opioid analjeziklerden opioid analjeziklere kadar geniş bir alanı kapsar. Buna karşın günümüzde kronik ağrının tedavisinde çok yönlü ve kronik ağrıya katkıda bulunan tüm komponentleri içine alan multidisipliner ağrı programları önerilmektedir.

Share