Gut hastalığı, daha çok 30- 45 yaş arası erkeklerde ve 55-70 yaşlarındaki kadınlarda görülen bir romatizmal hastalıktır.

Vücutta pürin adı verilen ve hücre DNA’sında kullanılan bir nükleik asit vardır. Pürin nükleik asitlerinin yıkılması sonucu kanda ürik asit oluşur. Normal sağlıklı insanlarda ne kadar ürik asit oluşursa o kadar ürik asit idrar yoluyla atılır. Böbreklerdeki bir bozukluktan yada fazla miktarda ürik asit üretilmesinden dolayı kanda ürik asit seviyesi artarsa gut hastalığı ortaya çıkar.

Eğer bir nedenle, ürik asit atılamayıp kanda belirli bir düzeyin üstünde birikirse, çözünmüş durumdan katı hale geçebilir, diğer bir değişle kristalleşebilir. Kristal halinde olan bu molekül bir süre sonura eklem, deri altı, böbrek gibi dokularda birikip bu dokuların yapısında değişikliklere sebep olarak fonksiyonlarını bozabilir.

Kandaki aşırı ürik asit doygunluğu sonucu, doku aralıklarından geçerek eklem içi ve çevresi yapılarda biriken ürik asit burada hızla gelişen iltihaba sebep olarak eklemde sıvı artışına, kızarıklığa, hareket kısıtlılığına ve ağrılara yol açar. En tipik olarak ayak baş parmağı, ayak bileği ve diz eklemleri tutulur. Eklem ağrısı genellikle ağır bir yemekten sonra ortaya çıkar ve çok şiddetlidir. Öyle ki hasta etkilenmiş bölgeyi yorgana bile değdiremez. Akut gut bir gün içinde düzelir. Ancak, tedavi edilmezse ağrılı nöbetlerin arası gittikçe azalır, ve hasta daha sık olarak gut nöbeti geçirmeye başlar.

Böbreklerde ise, özellikle ürik asit düzeyinin çok yüksek olduğu (erkeklerde:13 mg/dl, kadınlarda: 10mg/dl) durumlarda, süzme kanalları içinde taş oluşumu görülebilir.

Genel olarak, böbrekteki taş oluşumlarının % 5-10 kadarından ürik asit çökelmesi sorumludur. Sıcak ve kuru iklimlerde yaşayanlarda böbrekten atılan su miktarı ve idrarın asit oranı yüksek olduğundan ürik aside bağlı böbrek taşı daha sık ortaya çıkmaktadır. Her ürik asidi yüksek olanda gut hastalığı ortaya çıkmaz. Yapılan araştırmalara göre, yüksek ürik asidi olanların üçte birinde belirtiler ortaya çıkıar. Klinik bir belirti olmadan, yalnızca ürik asit seviyesinin yüksek olmasına hiperürisemi; eğer, bu yükseklik sonucu yukarıda tanımlanan belirtiler ortaya çıkmış ise diğer bir değişle hastalık oluşmuşsa, bu duruma gut deniliyor.

Ürik asit, iki ana sebeple kanda yüksek olabilir; ya vücutta fazla üretilir ya da böbrek üretileni dışarıya atmayıp kanda biriktirir. Ürik asidin kandaki normal en yüksek düzeyi 7,0 mg/dl dolayındadır. Gut hastalığında ise en yaygın olarak görülen düzey 7,0 – 9,0mg/dl arasındadır.

Hastaların % 80 – 90’ında dışarıdan yiyecekler yolu ile pürinin aşırı alınıp oluşan ürik asidin böbreklerin yeterince süzememesi sonucunda kanda birikmesi ana sebeptir. %10 – 20’ sinde de vücudun bir çok değişik sebeple, ürik asidi kendi kendine fazla oranda oluşturması söz konusudur.

Bazı ilaçlar (aspirin, diüretikler) toksik maddeler (alkol ve kurşun zehirlenmesi) tiroid bezinin az çalışması (hipotiroid), gebelik toksemisi, hipertansiyon, aşırı kilo (obezite), kronik böbrek yetmezliği, açlık, ürik asidin atılmasını engelleyerek kan seviyesinin yükselmesine sebep olan faktörlerdir.

Böbreğin işleyişi tamamen normal olsa da, ürik asidin vücutta aşırı üretimi sonucu hiperürisemi gelişip bir süre sonra guta dönüşebilir. Çok ender olarak doğuştan gelen enzim eksikliğine bağlı sebepler söz konusu olduğunda daha küçük yaşlarda hastalık ortaya çıkabilir. Kemik iliğinde yada lenf bezlerinden gelişen kanserlerde, bazı kan hastalıklarında, vitamin B_12 eksikliğinde, sedef hastalığında böbreğin durumundan bağımsız olarak ürik asit fazlalığı ortaya çıkabilir ve gut hastalığına yol açabilir.

Genel olarak guta sebep olan etkenin ürik asit düzeyinin yüksek olması gösterilir. Ancak çok nadir de olsa ürik asit seviyesi normal olduğu halde gut ortaya çıkabilir. Gut nöbeti tedavi edilemez ise, bir yıl içerisinde %60 ihtimalle yeniden ortaya çıkar. Tedavi edilmedikçe ataklar arası süre kısalır ve zamanla, yıllar içinde deri altında tofüs adı verilen birikintiler oluşur. Tofüsler; kulak kepçesinde ve ekstremitelerin ekstansör yüzeylerinde görülür. Tedavi edilmeyen gut böbreklerde taş oluşturur ve kronik böbrek yetmezliğine dönüşebilir.

Gut’un tedavisi:

Tedavide öncelikle kanda ürik asit seviyesinin yükselmesine sebep olan faktörlerin tespit edilmesi ve bunların tedavisi gerekir. Hastanın zayıflatılması, ürik asit yüksekliğine sebep olan ilaçların (aspirin, diüretik) dozunun ayarlanması, hiperglisemi (şeker hastalığı) varsa tedavisi genel sağlık açısından da gereklidir.

Akut gut atağının tedavisinde kolşisin ve indometazin önemli ilaçlardır. Kolşisin dozu günde 7 mg geçmemelidir. İlk 24 saatten sonra doz 2-3 tablete düşürülür. Ağrılı dönem geçtikten sonra 6-12 ay kadar günde1 tablet kolşisin kullanılır.

Ayrıca sakatat, kırmızı et, sardunya, hindi, hamsi, somon balığı, ıspanak, fındık, fıstık kısıtlanması gereken gıda maddeleridir. Alkol kullanımı yasaklanmalıdır.
Share