Omuz Ağrıları

Personage turner sendromu (PTS) omuz ve kolu etkileyen nadir bir hastalıktır. Sebebi tam olarak bilinmemektedir.

Hastalığın bir çok ismi vardır. Bunlar;

1         Brakial nöritis

2         Pathework nöropati

3         Omuz kuşağının lokalize nöritisi

4         Serratus magnus felci

5         Omuz kuşağı sendromu

6         Paralitik brakial nöritis

7         Akut omuz nöritisi

8         Akut skapulohümeral felç

9         Brakial pleksus nöropatisi

10 Omuz kuşağının multipl nöropatisi

İsimlendirmedeki bu karışıklığa rağmen hastalık çok iyi tanımlanmıştır.

Omuz kuşağında ani başlayan ağrı, belirgin kas güçsüzlüğü ve kas atrofisi ile başlar. Ağrı omuz küreğinin ve omuzun üst tarafında başlar, birkaç  saat veya bir gece kadar devam eder. Ağrının şiddeti hastadan hastaya büyük farklılıklar gösterir. Bazen ön planda olamayabilir. Daha sonra omuz kuşağı ve üst kol kaslarında güç kaybı ortaya çıkar. Güç kaybından sonra ağrı durur. Genellikle duyu kaybı olmaz. Kaslardaki güç kaybından dolayı omuz sıkışma hastalığı ortaya çıkabilir. Özellikle başüstü aktivitelerde bir kas yorgunluğu olabilir.

Akut dönemde; donuk omuz, kalsifik tendinit, omuz artrofisi  gibi tablolarla, kronik dönemde ise; rotator manşon yırtıkları yada servikal sinir kökü sendromları ile karıştırılabilir.

EMG, MR, X-ray, CT gibi görüntüleme teknikleri ayırıcı tanıda işe yarar.

Tedavi: Hastalığın özgün bir tedavisi yoktur. Erken dönemde ağrı kesiciler kullanılır. Kas güçsüzlüğü için fizik tedavi yöntemleri uygulanır. Eklem hareket açıklığını korumaya yönelik egzersizler ihmal edilmemelidir. Aktif egzersiz yaptırmak mümkün değilse pasif olarak yaptırılmalıdır. Aynı zamanda tüm vücut kaslarına yönelik egzersizlerde yaptırılır.

Prognoz (gidişat): Hastalık genellikle iyi seyirlidir. İyileşme genellikle kendiliğinden başlar. Hastalık başlangıcından 1 ay sonra iyileşme başlayabilir. 2 yıl içinde %75 iyileşme olur. Tam iyileşme 6 ay–5 yıl kadar sürebilir. Ağrı ve güçsüzlük ne kadar şiddetli ise iyileşme o kadar uzun sürer.

Share

Omuz eklemi, romatoid artrit hastalığında etkilenebilen eklemlerden birisidir. İnflamatuvar değişiklikler omuz kuşağında glenohumeral eklemin yanısıra diğer yapılarda da görülebilir. Subakromiyal bursit, akromiyoklavikular artrit, rotator kaf tendiniti, sternoklavikular artrit, romatoid artritli hastada ağrı ve fonksiyon bozukluğuna yol açan diğer lezyonlardır. Hastalığa bağlı servikal omurga tutulumunda da omuz eklemine yansıyan ağrı görülebilir. Fizik muayenede glenohumeral eklemin posteriorunda, eklem hattı boyunca hassasiyet, eklem hareketleri ile krepitasyon, omuz hareketlerinde kısıtlanma, akromiyoklavikular eklemde şişlik ve hassasiyet saptanır. Romatoid artrit ve sklerodermada bilateral klavikula distal ucu osteolizi gelişebilir. Romatoid artritin yanısıra juvenil romatoid artrit, ankilozan spondilit, psoriatik artrit, enteropatik artrit, SLE ve diğer konnektif doku hastalıkları, polimiyozitte de omuz eklemi tutulumu görülebilir. Polimyaljiya romatika pelvik kuşakla birlikte bilateral omuz eklemlerinde ağrı ve tutukluğa yol açar. Psödogut hastalığında omuz eklemi tutulumu sık görülürken, gut artritinde tutulum çok nadirdir (6, 10).

Omuz eklemi septik artriti çok sık görülmemekle birlikte tanı zorluğu açısından önem taşımaktadır. Omuz ekleminde ağrı ve hareket kısıtlılığına yol açar. İstirahatte ve gece ağrı şiddetlidir. Ayırıcı tanıda romatoid artrit gibi birlikte bulunan hastalıklar ve kronik ilaç kullanımı gibi predispozan faktörler göz önüne alınmalıdır. Kronik ilaç bağımlılarında en sık septik artrit görülen eklemlerden birisi, sternoklavikular eklem olarak bildirilmektedir. Erken tanıda, beyaz küre ve sedimantasyon hızı yüksekliği, kemik sintigrafisi bulguları değerlidir (27).

Share

Birincil omuz osteoartriti (primer glenohumeral osteoartrit) nadir görülür ve genellikle, omuz eklemi çukuru (glenoid kavite) daha az oranda humerus başı etkilenir. İkincil dejeneratif eklem hastalığı travma, endokrinopatiler özellikle diabet, okronozis, uzun süreli rotator manşon yırtığı gibi nedenlere bağlı olarak gelişir. Omurilikte kavitasyonlarla seyreden syringomyeli, nöropatik dejeneratif eklem hastalığına yol açabilir.

Glenohumeral osteoartritte semptomlar uzun bir dönemde yavaş yavaş gelişir. Radyografik olarak belirgin dejenerasyon saptanmasına rağmen hastanın fazla şikayeti olmayabilir. Ağrı, omuzda ve omuz küreği bölgesinde hissedilir, eklem hareketleri ile artar. Gece istirahat ağrısı olabilir. Eklemde kıkırdak kaybı ve osteofit oluşumuna bağlı olarak hastalar, kolun hareketi ile omuzda sürtünme hissinden yakınırlar. Eklem hareketlerinde kısıtlılık oluşur, özellikle rotasyon hareketleri en fazla etkilenir. Fizik muayenede glenohumeral eklem hareketi ile krepitasyon tespit edilir. Eklem aralığı hassasiyeti ve pasif eklem hareket açıklığında kısıtlılık bulunur.

Radyografik bulgular, eklem aralığında daralma, humerus başı ve glenoid arasındaki maksimum temas noktasında skleroz, subkondral kistler, osteofitlerdir. Konservatif tedavi yaklaşımları, analjezik ve nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar, fizik tedavi modaliteleri, eklem hareket açıklığını koruyucu egzersiz programlarıdır. Cevap alınamayan vakalarda cerrahi tedavi olarak osteotomiler, artrodez, artroplastiler uygulanabilir.

Akromiyoklavikular eklemde de, eklem yüzleri arasında bulunan fibrokartilaj eklemiçi disk ve eklem yüzlerinde dejeneratif değişiklikler gelişebilir. Akromiyoklavikular eklem osteoartriti genellikle tek taraflı olup en sık sağda görülür. Başlangıçta hastalarda ağrı yakınması şiddetli olmayabilir. Radyolojik ilerleme ve yaşla birlikte semtomlar artar. Ağrı, kol omuz seviyesi üzerinde kullanıldığında, gövde ön veya arka yüzünde çaprazlandığında (adduksiyon), eklem yüzleri arasındaki temas yüzeyi arttığı için şiddetlenir. Fizik muayenede, akromiyoklavikular eklemde şişlik ve hassasiyet saptanır. Akromiyoklavikular eklemdeki dejeneratif değişiklikler ve osteofitler, subakromiyal aralığı daraltarak rotator manşon ve subakromiyal bursayı etkileyebilir. Direk radyografik inceleme teşhise yardımcı olur. Eklem aralığında daralma, osteofit oluşumu, distal klavikulada kistik değişiklikler görülür. Kemik sintigrafisi ve bilgisayarlı tomografi erken ve ayırıcı tanıda değerlidir. Konservatif tedavisinde nonsteroid antiinflamatuvar ve analjezik ilaçlar, fizik tedavi modaliteleri kullanılarak ağrı kontrol altına alınabilir. Glenohumeral eklemi koruyan spesifik ROM egzersizleri verilebilir. Cevap alınamayan vakalarda cerrahi tedavi uygulanabilir.

Share