Ağrı

Aşırı hassasiyet ve kas kısalması ağrı kesicilerle ve diğer ağrı tedavilerinde kullanılan ilaçlarla tedavi edilemez. Ayrıca bu ilaçlar ağrının sebebini maskeler, mide-bağırsak, böbrekler,  kalp damar gibi hayati organlar için ciddi yan etki riskleri taşır.  Kas- iskelet sistemi sorunlarından kaynaklanan nöropatinin tedavisi genellikle daha zordur.

İMS, aşikar bir zedelenme yada enflamasyon (yangı)  olmaksızın ortaya çıkan kronik kas- iskelet sistemi sorunlarının teşhis ve tedavisini içeren entegre bir ağrı tedavi sistemidir.

İMS radikülopati yapan ya da yapmayan kas iskelet sistemi ağrılarının tedavisinde modern batı tıbbı yöntemlerinin kullanılması ile yapılan bir tedavi metodudur. Bu tedavinin akupunkturla bir ilgisi yoktur. İğneler hastanın en az acı duymasını sağlayacak kadar çok ince ve derin kas dokularına rahatça ulaşacak kadar uzun olmalıdır, bu şartları ancak akupunktur iğneleri sağlar. Tedavi için normal mandrenli iğneler de kullanılabilir ancak bu iğneler hem kısadır, hem de kalındır.

İMS de iyi bir muayene, röntgen, ileri görüntüleme yöntemleri birlikte kullanılmaktadır. Ancak kronik ağrılarda bu görüntülerden çok hastanın hikayesi ve muayene önemlidir.

Tedavi; iğnelerin herhangi bir madde enjekte etmeksizin problemli ve sinirleri sıkıştıran kaslara uygulanması şeklinde yapılır.

İğne gergin, hassas  kas bantlarının merkezi yerlerine uygulanmaktadır. Kaslardaki bu gergin ve kasılmış- kısalmış lifler sinir köklerindeki irritasyon  ve sıkışmadan sorumludur. Yine bu gergin bantlar diskleri sıkıştırarak sinirlere doğru baskı yapmasına yol açar.  Normal kaslara iğnenin batırılması genellikle  ağrısızdır, kısalmış  ve aşırı hassas kaslar iğneyi kavrar bu kavrama hasta tarafından bir kramp şeklinde algılanır.

Bu işlemin 3 adet sonucu vardır;

Birincisi, kaslardaki gerilme refleksi uyarılır ve sonuçta refleks bir gevşeme oluşur (kasın boyu uzar).

İkincisi, iğne kaslarda  küçük,  zedelenmeler yapar. Bu küçük zararsız zedelenmeler kanın bu bölgeye akmasını sağlar, bu da doğal iyileşme sürecini başlatır.

Üçüncüsü, tedavi kasta elektriksel bir potansiyel oluşturur,  bu elektriksel potansiyel sinir fonksiyonunu normalleştirir.

İMS kullanılan iğne, kas  iğciklerini uyarır. İMS tedavisinin amacı sinirleri sıkıştıran tahrip eden kısalmış ve kasılmış kasları gevşetmektedir. Aşırı hassas kasları gevşetmektedir. Aşırı hassas kasların hassasiyetlerini giderir. İMS kontraktür sonucu kısalan kasların uzatılmasına katkıda bulunur.

İMS ağrıya sebep olan nöropatik  durumu da tamir eder.

Share

Kas-iskelet sistemi ağrılarının en önemli sebebi kas spazmıdır. Kas spazmı birçok ağrı sendromu olarak kendini gösterir. Bunlar; baş ağrısı, boyun ağrısı, omuz ağrısı, sırt ağrısı, bel ağrısı, tendinitler, entesopatiler, ligamentitler vs. Kaslardaki ağrılı spazmlar kaslara ve tendonlara, eklem aralığını daraltarak eklemlere binen yükü artırır. Disklere baskı yaparak fıtıklaşmalara, ağrılı omurga sendromlarına yol açar. Spazm damarsal yapıları da sıkıştırarak ekstremitelerde soğukluk, üşüme, ağrı, ödem gibi belirtilere yol açar. Ayrıca sinirlere olan baskılar sonucu siyatalji (bacak ağrısı), brakialji (kol ağrısı) gibi radikülopatiler oluşturur.

İntramusküler stimülasyon (IMS) ağrılı kas spazmlarının tedavisinde kullanılan önemli bir tedavi metodudur. Kuru iğneleme metodu olarakta adlandırılır. İMS çeşitli uzunluklardaki çok ince iğnelerin spazm olan kaslara batırılarak spazmın çözülmesi esasına dayanır. İMS; tek başına bir çok ağrılı hastalığı tedavi etmede yeterlidir. İMS; ilaç tedavisi, fizik tedavi, kaplıca tedavileri, kinezyoterapi (hastalıkların egzersizle tedavisi) gibi tedavi metodları ile kombine edilebilir.

Miyofasial ağrı sendromu (MAS)  sebebi bilinmeksizin herhangi bir bölgesel kas-iskelet sistemi ağrısını tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Kaslar ve onunla ilişkili yumuşak dokularda ağrı, hareket kısıtlığı, hassasiyet gibi belirtiler vardır. Miyofasial ağrıların en önemli sebepleri travmalar, duruş bozuklukları, tekrarlayan hareketler, stres, aşırı kullanım, doğumsal bozukluklar vs.

Miyofasial ağrılarının tanısı için herhangi bir test, röntgen, laboratuar bulgusu yoktur. Teşhis genellikle hastanın ifadesine ve hekimin muayenesine göre konulur. Bel ve boyun ağrıları gibi ağrı sendromları ile hekime başvuran bir çok hastada tomografi, MRI gibi ileri görüntüleme yöntemlerinde görülen patolojik değişiklikler ağrının gerçek sebebi olmayabilir.

Miyofasial ağrılarda tedavi oldukça zordur. Sebebi ortaya çıkarmak her zaman kolay değildir. İlaçlar genellikle çok az işe yarar. Kaplıca ve fizik tedavi vs. kısmen fayda sağlar. Egzersizler çok önemli olmakla birlikte, hastaların bu egzersizleri düzenli yaptığını söylemek çoğu zaman mümkün değildir.

Miyofasial ağrı sendromlu hastalarda, spazm olur. Spazm olan kaslar kısalır ve kalınlaşır, aynı zamanda kas içindeki mikrosirkülasyon (dolaşım) bozularak kas iskemisi (oksijensizlik) oluşturur. Kaslarda dokunmaya, sıkmaya ve hareketlere karşı bir hassasiyet vardır.

Ayrıca; kasılan kas tendonları ve tendon yapışma yerlerini (enthesis) gererek, tendopati ve entesopatiye yol açar. Olay kronikleştikçe  eklemlerde yozlaşmalar, disk yıpranmaları, tendinitler, nöropati (sinir harabiyeti) gibi patolojiler ortaya çıkar.

IMS; ABD li Dr Gunn tarafından geliştirilmiş bir ağrı tedavi metodudur.

IMS de kasılmış ve kısalmış kasa bir iğne batırılarak bu spazm çözülmeye çalışılır. Bir kasta çoğu zaman çok sayıda ağrılı kasılmış kas demetleri olduğundan çoğu kez, çok sayıda iğneleme yapmak gerekir.

Tekrarlayan veya kronikleşmiş ağrıda spazmla birlikte fibroz doku gelişimi de varsa iğne sayısının ve iğneleme sıklığının arttırılması gerekir. Ancak fibrotik kaslarda olumlu sonuç her zaman mümkün değildir.

IMS bir akupunktur yöntemi midir?

IMS ile akupunkturun benzerliği, ikisinde de iğne kullanılmasıdır. Akupunkturda iğne belli noktalara yapılır ve 20 dk kadar beklenir. IMS de ise iğne spazm olan ve olması muhtemel kaslara yapılır ve hemen çıkarılır. Etkisini hemen gösterir. İMS de iğne nöroanatomik yapıya göre çeşitli doku derinliklerine yapılır. Kronik kas iskelet sistemi bozuklukları ve bu bozukluklara bağlı ağrıların tedavisinde İMS oldukça etkili bir yöntemdir.

Uygulama hangi aralıklarla  yapılmalıdır ?

Genellikle haftada 1 veya 2 defa, 6-10 seans arasında yapılır. İMS ağrılı bir yöntem olmasına rağmen sonuçlar oldukça iyidir.

Share

Ağrı, vücudu tehdit eden fizyolojik ve olası tehlikelere neden olan, organizmayı çoğunlukla korumaya yönelik, kişisel tecrübelerden etkilenen, nahoş bir duygu ve çok boyutlu karmaşık bir fenomendir.

Ağrının iletimi:

Ağrı duyusu organizmanın çeşitli dokularında yerleşmiş ve nosiseptör olarak tanımlanan sinir lifleri ve reseptörlerinin uyarılmasıyla başlar. Bu uyaranlar sıcak-soğuk, kimyasal veya mekanik olabilir. Bu algılama bir ileti halinde omuriliğe, beyin sapına ve beynin duyusal alanlarında vardır. Buna karşın ağrının algılanması bu kadar basit değildir. Bu uyarım omurilik arka boynuzunda ve bu yolun çeşitli bölgelerinde (beyin sapında) modüle edilir. Ağrılı uyarıların devam etmesiyle hem uyarının başladığı dokularda hem omurilikte (sensitizasyon) tanımlanan çeşitli değişklikler oluşur ve uyaranın aynı şiddette devamı veya kesilmesiyle omurilikte sensitazyon devam ederek uyaranın beynin duyusal bölgelerine akması sürebilir. Bu duruma “ağrı hafızası” adı da verilebilir.

Ağrı tipleri :

Ağrının genel olarak 3 ayrı tipi tanımlanmaktadır.

1.   Geçici ağrı,

2.   Akut ağrı,

3.   Kronik ağrı.

Kronik ağrı:

Kronik ağrı belirli bir fonksiyona hizmet etmeyen doku iyileşmesi döneminden daha uzun süren, kişinin ızdırap çekmesine yolaçan, genellikle medikal tedaviye cevap vermeyen, altta yatan patolojinin çoğu zaman tespit edilemediği ağrı türüdür ve üç ayı geçen bir süresi vardır.

Ağrının diğer bir sınıflaması nosiseptif, nöropatik ve idiyopatik olarak ayrılmasıdır ve nöropatik ağrı burada kronik ağrı ile eş anlamlıdır. Ağrı akut ağrı veya nosiseptif ağrı olarak başlayıp bazı kişilerde kronikleşebilir. Bu yönü ile ağrı algılamaları kişiseldir ve ağrının süresi etkisi kişisel anlamı herkes için farklıdır.

Kronik ağrının özellikleri:

Patolojinin iyileşmesi için gereken dönemden daha uzun süren ağrı, hastalarda fiziksel uyarı oranlı olamayan ağrı şikayeti anksiyete, depresyon, uykususluk, bilişsel ve fiziksel fonksiyon bozukluğu, hastanın aile ve topluma sosyo ekonomik yönden yüklenmesi ve yaşam kalitesinin bozulması bu tür ağrının özelliklerindendir.

Kronik ağrılı hastalıklarda özellikler:

Hastalarda; inaktivite, fiziksel fonksiyonlar ve günlük yaşam aktivitelerinde azalma, uyku bozukluğu, aşırı yorgunluk ve aile ortamında üzerine düşeni başaramama durumu vardır. Bu hastalarda ağrıya bağlı ölüm ve sakatlık ile ağrının artacağı korkusu vardır. Bu hastalarda anksiyete mevcuttur. Sosyal topluluklara karışamama, kendini emniyette hissetmeme gibi duygular yanında kızgınlık, çabuk sinirlenme, alınganlık, bıkkınlık ve depresyon gelir. Bütün bunlar sonucu dikkati toplama ve bir konuya odaklanma bozulur, hafıza performansı azalır ve hasta yalnız kendisine, gövdesine ve ağrıya odaklanır. Bu hastaların %80’inde depresyon mevcuttur ve etkisiz ağrı kontrolü sonucu depresyon gelişebileceği gibi, depresyonla gelişen fiziksel sosyal mesleki disfonksiyon hem kronik ağrının hem depresyonun etkisini artırır. Yaşlılarda kronik ağrı daha sıktır ve daha kısa sürede mental, fiziksel sosyal bulgulara yol açar; yaşlılarda depresyon uykusuzluk ve izolasyon daha sık ve erkendir.

Kronik ağrıda hasta-hekim ilişkileri:

Bu hastalar genellikle tatmin olmazlar, devamlı isteklerde bulunurlar, zorlayıcıdırlar, devamlı olarak ağrılarını anlatırlar. Sık sık ilaç ve hekim değiştirirler. Hekimler bu hastaların güvenini kazanmalı ve hastanın yönlendirmelerinden uzak durmaya çalışmalıdır.

Hekimlerin görevleri:

Önce çok iyi bir değerlendirme, fiziksel muayene ile altta yatan patolojinin olup olmadığının tespiti yapılmalı ve hastanın güveni kazanılmalıdır. Hekim psikiyatriden anlamalı ve hastanın geçmişini önceden geçirdiği fiziksel ve psikolojik travmaları ve güncel ağrının özelliklerini iyice araştırmalıdır.

Kronik ağrı tedavisinde amaçlar:

Ağrıdan doğan huzursuzluk ve inaktivite durumunun azaltılması, psikolojik durumun düzeltilmesi ve sosyo ekonomik yükün azaltılması ana amaçlardır.

Kronik ağrıda tedavi:

Tedavi medikal ve non-medikal olarak iki ana başlığa ayrılabilir. Non-medikal tedavi egzersizler, eğitim, detoksifikasyon, aile danışmanlığı ve bilimsel-davranışsal tedavi yöntemlerini kapsar. Medikal tedavi ise non-opioid analjeziklerden opioid analjeziklere kadar geniş bir alanı kapsar. Buna karşın günümüzde kronik ağrının tedavisinde çok yönlü ve kronik ağrıya katkıda bulunan tüm komponentleri içine alan multidisipliner ağrı programları önerilmektedir.

Share