Ağrı tanımlanması güç bir duyumdur. Dokunma, basınç, titreşim, ısı gibi duysal kabiliyetlerimize benzerlik taşısa da, bu duyuların yoğunlaşmış biçimi değil onlardan farklıdır. Ağrının temel görevi vücudun savunma mekanizmalarından biri olmasıdır. Ağrının algılanamadığı bir durum olan herediter ağrıya duyarsızlık nöropatilerinde kol ve bacaklarda yanıklar, travmatik ve iyileşmeyen yaralanmalar görülebilir. Ağrının organizmanın savunma mekanizmalarından olması tecrübelerle ilişkilidir. Daha öncesinde kötü bir tecrübe olduğu bir ağrılı uyaranla yeniden karşılaşıldığında, refleks şekilde o uyarandan kaçınılır. Ağrı ve nosisepsiyon kelimeleri anlamca birbirlerine yakın görünseler de, farklı iki kavramdır.

Nosisepsiyon çevresel bir alanda örneğin deride oluşan yangısal bir süreçle birlikte olan ve ağrılı uyaranların merkezi sinir sistemine taşınması, ağrıyla ilgili üst merkezlerde algılanması ve bu uyarana karşı olan tepkilerin ortaya konulması olayının bütünüdür. Oysa ağrı, nosiseptif sistemlerle ilişkili veya merkezi sinir sistemi kaynaklı, organizmada rahatsızlık, kaçınma hissi ile birlikte olan hoşa gitmeyen bir duyumdur. Yani ağrı nosisepsiyon denen fizyolojik algı-tepki zinciri içinde yalnızca hissedilen duyumdur.

Ağrı anlık bir ağrılı bir uyarana karşı kısa süreli olabildiği gibi dirençli yada kronik nitelikte olabilir. Dirençli ağrılar nosiseptif veya nöropatik orijinli olabilir.

Nosiseptif ağrı, doku zedelenmesi sonucu deri üzerinde bulunan nosiseptörlerin uyarılması sonucu ortaya çıkar ve sıklıkla yangı buna eşlik eder.

Nöropatik ağrılar, doğrudan çevresel veya merkezi sinir sisteminde sinirlerin zedelenmesi ile oluşur. Nöropatik ağrılar yanıcı ya da kısa süreli, batıcı karakterdedir. Tedavileri oldukça zor ve karmaşıktır.

Share