Archive for Nisan, 2010

Postpolio sendromu (PPS) polio (çocuk felci) hastalarında, hastalığı geçirme tarihinden 10-40 yıl sonra görülen bir durumdur. PPS’nda kas güçsüzlüğünde artma, yorgunluk ve yutma güçlüğü vardır. Polio geçirenlerin %25’inde görülür.

PPS’ da sebepler nelerdir?

Tam olarak PPS’ unun sebebi anlaşılmış değildir. Poliovirüs enfeksiyonu kas hareketlerinden sorumlu sinir hücrelerini etkiler (motor sinir hücreleri). Bu durumda sinir hücreleri ölür veya zedelenir. Sağlam kalan sinir hücreleri yeni dallar verir. Bu yeni dallar sinirlerini kaybetmiş kasları sinirlendirir ve kasların tekrar fonksiyon görmesini sağlar. Araştırmalar, PPS’ da bu yeni dalların zayıfladığını söylemektedir. Bu durumda kas fonksiyonunu yeniden kaybeder.

Belirtiler nelerdir?

  • Yorgunluk
  • Kas güçsüzlüğünde artma
  • Yutma güçlüğü
  • Kas artrofileri (kaslarda incelme)
  • Eklem ağrısı
  • Skolyoz (omurga eğriliği) gibi iskelet problemleri

Nasıl teşhis edilir?

Teşhis genellikle klinik gözleme göre konulur.

  • MR, CT, PET
  • Kas biyopsileri
  • BOS tetkiki

Tedavi nasıldır?

Bu hastalığı önlemenin ya da tedavi etmenin bir yolu yoktur. Physostigmin, Selegiline gibi ilaçlar denenmiştir. Bu ilaçların kısmen de olsa yararı vardır.

Gidişat nasıldır?

PPS çok yavaş ilerler. Hastalık ağırlaşmadan önce çok uzun zaman geçer. Genellikle hayatı tehdit edici değildir.

Neler yapılabilir?

  • Kuvvetlendirme, germe ve aerobik egzersizler
  • Ağrılı aktivitelerden uzak durulmalı
  • Enerji kullanımında dikkatli olunmalı
  • Günlük dinlenme programları düzenlenmeli
  • Sıcak ve soğuk uygulamalar, TENS
  • Mobiliteye yardımcı cihazlar; Baston, kol değneği, tekerlekli sandalye, motorlu tekerlekli sandalye
  • Bazen ventilatör gerekebilir.
  • Yemek yediğiniz zaman küçük parçalar halinde yutun. Yorgunken yemek yemeyin.
Share

İnme (Strok) Nedir?
İnme beyni besleyen damarlardan birinin tıkanması veya kanaması sonucu ortaya çıkan hastalık tablosudur. Her iki durumda da beynin kan akımı bozulmaktadır. Tıkanan veya kanayan damarın beslediği beyin bölgesine oksijen ve gerekli besin maddeleri ulaşamaz. Sonuçta beynin bu bölgesinin vücut üzerindeki kontrolü ortadan kalkar. İnmeli hastada bu bölgelerden biri etkilenmiştir ve hastalığın bulguları etkilenen bölgeye göre değişiklik gösterir.

Beynin sol yarısı vücudun sağ tarafını, sağ yarısı ise vücudun sol tarafını kontrol eder. Konuşma merkezi insanların büyük bir kısmında beynin sol yarısında yerleşmiştir.

İnme pek çok ülkede en fazla ölüme yol açan ve en fazla sakat bırakan hastalıklar arasındadır. Hastaya olduğu kadar, çevresine ve topluma maliyeti çok yüksek bir hastalıktır.

İnmelerin büyük bir bölümü beyni besleyen damarların tıkanıklığına bağlıdır. Damar tıkanıklığının nasıl geliştiği şekil 3’de gösterilmiştir. İnmelerin küçük bir bölümü (%15) ise beyin damarının yırtılarak kanamasına bağlıdır.
İnme Bulguları Nelerdir?
İnme sırasında beyir damarı tıkanır tıkanmaz hemen bütün hücreler ölmez. Mümkün olduğunca erken tedaviye başlanarak bu hücrelerin fonksiyonları korunabilir. Daha önemlisi damarları etkileyen risk faktörleri ile zamanında mücadele edilirse inme gelişimi engellenebilir. Bu nedenle hastalığın bazı uyarıcı belirti ve bulgularını tanımak önemlidir.

– Geçici bulanık görmeden kısa süreli körlüğe kadar değişen, bir veya her iki gözde geçici görme bozuklukları
– El parmaklarında, bütün elde, bacakta veya bütün bir vücut yarısında uyuşukluk veya güçsüzlük hissi
– Kısa süreli konuşma veya anlama bozukluğu
– Baş dönmesi, görme bulanıklığı, bulantı, kusma, her iki bacakta güçsüzlük, çift görme
– Beyin kan akımında geçici bozulmalara bağlı düşme atakları
– Birkaç saat içinde düzelen şuur bulanıklığı

Bu belirtiler dakikalar veya saatler içinde tamamen düzelir. Bu duruma geçici iskemik atak veya transient ischaemic attack’ın başharfleri alınarak TIA denir. Eğer uygun bir tedavi başlanmazsa TIA’lı hastaların üçte birinde takip eden haftalar içinde veya ilk 5 yıl içinde herhangi bir dönemde inme gelişecektir. Bu nedenle TIA belirtileri gösteren hastaların hemen bir uzmana başvurmaları gerekir.

TIA herkes tarafından göğüs ağrısı gibi ciddiyetle ele alınmalıdır. Göğüs ağrısı atağı kalbin, geçici iskemik atak ise beynin kan akımının bozulması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. TIA genellikle birkaç dakika sürüp geçer. En çok 24 saate kadar uzar. Eğer bulgular 1-14 gün arasında devam edip düzeliyorsa buna geriye dönen iskemik nörolojik hasar veya reversible ischaemic neurological deficit’in baş harflerine göre RIND adı verilir. Bulgular 14 günden daha fazla sürüyorsa bu süre içinde tam düzelme olmamışsa serebral infarkt veya tamamlanmış inme adı verilir.

TIA, RIND ve tamamlanmış inme nedenleri birbirinin aynıdır. Bu nedenle TIA infarkt habercisi olarak değerlendirilmektedir. Tamamlanmış inme oluşmuşsa ortaya çıkan ağır fonksiyon kaybı tamamen geriye dönmez.

Damar Sertliği (Arteriosklerozis) Nedir?
Beyin kan akımı, damarlardaki daralma veya tıkanma sonucunda bozulur. Damar sertliği, atardamarların (arterlerin) kronik ilerleyici bir hastalığıdır. Bu hastalık damar duvarında kalınlaşma ve harabiyete yol açar. Damar sertliğinin yol açtığı daralma şekil-4’de görülmektedir.

Risk faktörleri:

– Kan basıncı yüksekliği
– Kan lipidleri (yağları) yüksekliği
– Şeker hastalığı
– Gut hastalığı
– Sigara
– Şişmanlık
– Doğum kontrol hapları

Kalp hastalıkları inme gelişimini tetikleyebilir. Kalp ritim bozuklukları, kalp kapaklarının ve kasının fonksiyon bozuklukları beyin damar hastalıklarına zemin hazırlar. Bu nedenle kalp hastalıklarının tanı ve tedavisi inme gelişimini önlemede çok önemlidir.

Günümüzde risk faktörlerinin çoğu tedavi edilebilmektedir. Bunun için 40 yaş üzerindeki her hastanın bir hekim tarafından görülmesi ve uygun testlerden geçirilmesi önerilir. Özellikle ailede inme (strok) veya kalp krizi (miyokart infarktı) hikayesi varsa mutlaka uygun tetkikler yapılmalıdır. Eğer erken önlem alınırsa damar sertliği büyük ölçüde önlenebilir bir hastalıktır.

Damar sertliğini önlemek için neler yapılabilir?
Damar sertliği damarları yıllar içinde yavaş ve sinsi bir şekilde etkiler. Hasta ancak damardaki daralma çok ilerlediği zaman bunun farkına varmaya başlar. Bazı risk faktörleri damar sertliği gelişimini belirgin ölçüde artırdığı için damar hastalığı olan kimselerin sürekli olarak koruyucu tedavi altında olmaları gerekir. Damar sertliği damarın tamamen tıkanmasına yol açmasada buradan kopan bir parça daha uzaktaki bir damarı tıkayabilir (emboli) veya daralmış damar tıkanarak (tromboz) kan akımının kesintiye uğratabilir.

Damar sertliği gelişimini önlemek için veya en aza indirmek için,
aşağıdaki önerilere uyulmalıdır:

– Kilo verin, mümkünse ideal kilonuza gelin.
– Sigarayı bırakın.
– Tansiyonunuzu düzenli olarak ölçtürün.
Tansiyonunuz yüksekse kontrol altına alınması için mutlaka bir uzman hekime başvurun.
– Diyet yapın. Yağlı yiyeceklerden, kolesterollü yiyeceklerden örneğin yumurta ve mayonezden uzak durun.
– Kan şekerinizi kontrol ettirin. Eğer yüksekse mutlaka bir hekimle görüşün.
– Kan ürik asit düzeyinizi kontrol ettirin.
– Düzenli egzersiz yapın. Özellikle hareketsiz bir işte çalışıyorsanız mutlaka yapın.
– Ruhsal gerginlik yaratan durumlardan sakının.
– Doğum kontrol hapı kullanıyorsanız kesinlikle sigaradan uzak durun. Nikotin ve hormonların birlikte alınması inme riskini artırır. Bu risk genç yaşta bile yüksektir.

İnme beyin hastalığıdır. Hastalar mutlaka beyin hastalıkları uzmanı, nörolog, tarafından görülmelidir. Nörolog hastanın şikayet ve muayene bulguları ile beynin etkilenen bölgesini belirler. Tanısını kesinleştirmek için bazı tetkikler ister. Bunların sonucunda nedeni ortaya koyarak uygun tedaviye başlar.
İnceleme Yöntemleri
Hastada risk faktörlerini belirleyen, damarların durumu hakkında fikir veren ağrısız ve kolay uygulanan bir dizi inceleme yöntemi mevcuttur. Toplardamardan alınan kanda bazı laboratuar incelemeleri yapılır. 40 yaş üzerinde bütün hastalarda bunlar düzenli yapılmalıdır. Bu laboratuar incelemelerine ilaveten EKG, kalp grafisi, kan basıncı ölçümleri ilk yapılacaklar arasındadır. Daha sonra hekim bazı detaylı incelemelere gerek duyabilir.

1-Ultrasonografik metodlar:

a- Doppler sonografi;
Doppler incelemesi atardamarlarda akımın yönü ve hızı konusunda bilgi verir. Eğer damarda %50’den fazla bir oranda darlık varsa bulgularda belirgin değişiklik ortaya çıkar. Bu inceleme karotis, vertabral arterler ve arkus aorta gibi atardamarların incelenmesi için uygundur.

b- B mod inceleme;
Boyunda yer alan damarların (karotis ve vertabral) kesitlerinin görüntülenebilmesini sağlayan tetkik yöntemidir.

c- Transkranyal Doppler;
Kafa içinde yer alan ve beyni besleyen damarların akım hızlarını ve akım yönlerini kafatası dışından incelemeye imkan veren bir tetkik yöntemidir.

2- Bilgisayarlı beyin tomografisi (BT veya BBT):
Röntgen teknikleri kullanılarak beyin kesitlerinin görüntülenmesi mümkündür. Kolay ve çabuk uygulanabilen bir tetkikdir. Beyin kanaması ile damar tıkanıklığını ayırmak, beyin dokusunun beslenme durumu hakkında bilgi sahibi olmak bu tetkik ile kolaydır.

3- Manyetik Rezonans İnceleme (MR veya MRI):
Kuvvetli bir manyetik alan içinde beyin dokusunun farklı özelliklerini yansıtmaya yarayan ve bazı açılardan BT’ye göre daha kesin bilgiler verebilen bir tetkik yöntemidir.

4- Anjiografi:
Damar içine kontrast madde (röntgen tekniğinde damarların görünür hale gelmesini sağlayan madde) verilerek yapılan bir tetkik yöntemidir.

Beyin damarlarında daralmalar, tıkanmalar ve çeşitli hastalıklar konusunda çok güvenilir bilgiler verir ve tedavi seçiminde yardımcı olur. Tetkik az da olsa bir risk taşıdığı için hastaneye yatırılarak yapılması gerekir.

5- Elektroansefalografi:
Beynin elektriksel faaliyetinin yazdırılması esasına dayalı bir tetkikdir. Bu özelliği nedeniyle kalpten kaydedilen EKG’ye benzer. İnmeli hastalarda hekim bazen bu tetkik yöntemine başvurabilir.

6- Kalp hastalıklarını araştırmaya yönelik tetkikler:
Beyin damar hastalığı nedeniyle gelen bir hastanın ayrıca bir kalp uzmanı tarafından görülmesi ve EKG, kalp ultrasonografisi gibi incelemelerin yapılması beyin damar hastalığının nedenini ortaya koymada yardımcı olmaktadır.

Özetle söylenecek olursa, hekim yukarıda söz edilen tetkiklerden uygun olanlarını seçerek hastalık nedenini ortaya koymaya çalışır. Ayrıca bunlara ilaveten bazı kan tetkikleri, örneğin kan akışkanlığını araştıran tetkikleri, de isteyebilir.

http://www.saglik-info.com/HASTAOKULU/inme.asp

İnme Nasıl Tedavi Edilir?
Beyinde kan dolaşım bozukluğuna bağlı nörolojik belirtiler geliştiği zaman hiç gecikilmeden acil tedavi uygulanmaya başlanmalıdır. Beyin dokusunun dolaşım bozukluğuna tahammülü çok azdır, ancak birkaç dakikaya sınırlıdır. Miyokard infarktı (kalp krizi) gibi inme de çok acil bir durumdur. En önemli tedavi yöntemleri aşağıda özetlenmiştir:
En önde gelen amaç, kalbin kan atım gücünü ve kan basıncını düzenleyerek beynin kan akımının normale dönmesini sağlamaktır. Damar tıkanıklığına bağlı harabiyeti aza indirmek için kanın akışkanlığını artırıcı bazı ilaçlar kullanılmaktadır. Bazı hastalarda damarı tıkayıp pıhtının eritilmesi için ilaç verilmektedir. Ancak bu uygulama hasta çok kısa sürede hastaneye ulaşmış ise ve merkez iyi gelişmiş ise yapılabilmektedir.

Beyinde kan dolaşım bozukluğuna bağlı nörolojik ilaç tedavisi dışında fizik tedavi (fizyoterapi) çok yararlıdır ve mümkün olduğunca erken başlanmalıdır
Hastalıktan Korunma
Hastalıktan korunmak için genellikle kan pıhtılaşmasını engelleyen, kan akışkanlığını artıran ilaçlar kullanılmaktadır. Farklı durumlarda seçilen farklı birkaç grup ilaç bulunmaktadır.
Bu ilaçlar hekim kontrolünde kullanılmalıdır. Çünkü bazı yan etkiler ortaya çıkabilir.

Bazı damar hastalıkları cerrahi yöntemlerle tedavi edilerek inme ortaya çıkışı veya tekrarı engellenebilir. İnmenin engellenmesi için her türlü çabanın gösterilmesi, özellikle risk faktörleri olan hastalarda, en doğru yaklaşımdır.

SONUÇ
Pek çok ülkede toplumun inme konusunda aydınlatılması ile ve risk faktörleriyle mücadele ile inme sıklığında çok belirgin azalmalar sağlanmıştır. Bu kitapçığın da bu amaç doğrultusunda inmeli hastalara ve topluma yardımcı olacağı düşünülmektedir. İnmeli hastaların hastalık oluştuktan sonra hiç vakit kaybetmeden bir merkeze başvurmalarının önemi asla unutulmamalıdır.

Share

Boğaz ağrısı, bronşit, gribal enfeksiyonlar, aşılama yada cerrahi müdahalelerden

1-2 hafta sonra ortaya çıkan simetrik bir polinöropati daha doğrusu miyelinopatidir. Hastalık çevresel sinirlerin miyelin kılıfını etkiler. Merkezi sinir sistemini tutmaz.

Öncelikle alt ekstremiteden başlar, daha sonra üst ekstremiteyi tutar(önce bacaklar sonra kollar).  Ekstremitelerde simetrik ilerleyici güç kaybı vardır. Bazen tüm vücut paralizi (felç) olabilir.

Yüz kaslarını ve yutma kaslarını tutabilir. Şiddetli vakalarda solunum kaslarını tutabilir (daha doğrusu bu kasların sinirlerini). İyi bir nörolojik ve rehabilitasyon tedavisi ile hastaların çoğu iyileşir. %10-20 hastada kalıcı güç kaybı olabilir.

Hastalık sinir hücrelerinin etrafını saran miyelin kılıfa karşı otoantikorlar oluşması sonucu ortaya çıkar. Hastalık aslında MS hastalığındaki patogenezle benzerlik gösterir. Ancak GBS da sadece periferik (çevresel sinirler) etkilenir. Halbuki MS’de merkezi sinir sistemi tutulumu da vardır ve ön plandadır. GBS  da hasta bir defa atak geçirir  ve iyileştikten sonra genellikle ataklar olmaz. MS ise, ataklar halinde seyreden ilerleyici bir hastalıktır.

GBS da enjeksiyon, aşı yada herhangi bir uyarı sonucu miyelin kılıfına karşı otoantikorların niçin oluştuğu bilinmemektedir.

Belirtileri:

Kas güçsüzlüğü alt ekstremitede başlar ve simetriktir. Daha sonra yukarı doğru çıkar.Yüz kaslarını innerve eden sinirler genellikle tutulur. Bu durumda konuşmada bozukluk ve görme bulanıklığı olabilir. El ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma gibi duyusal şikayetler olabilir.

Ağır vakalarda solunum ve yutma fonksiyonları bozulabilir.

Belirtiler hızlı başlar. Saatler ve günler içinde ilerler. 2-4 hafta sonra hastalığın ilerlemesi durur. Hastalığın ilerlemesi durduktan 2-4 hafta sonra iyileşme başlar.

Hastalığın teşhisi tamamen klinik gözleme göre konur. EMG ve lomber ponksiyon yapılabilir. Teşhis daha çok diğer nedenlerin elenmesi ile konulur.

Tedavi:

Hastalığın özgün bir tedavisi yoktur. Plazmaforez, intravenöz gamaglobülinler hastanın hastanede daha az kalmasının ve iyileşmesinin erken başlamasını sağlayabilir.

Hastalığın iyileşmesi oldukça uzun sürer. Bir yıl içinde hastaların çoğu iyileşir. %10-20 hastada kısmi bir güç kaybı kalabilir. %3’ü kronikleşir.

Share